İstanbul

Biyografi

Hayatı

1947'den bugüne uzanan bir hayat yolculuğu; bölüm bölüm, adım adım.

Başlangıç · 1947

Çocukluk ve Aile

1947 yılında İstanbul Beyoğlu'nda, Tünel çevresinin kalabalık mahallelerinden birinde dünyaya geldi. O yılların Beyoğlu'su; birbirinden farklı toplulukların, dillerin ve kültürlerin iç içe geçtiği, dar sokaklarında hayatın her renginin aktığı eşsiz bir şehir parçasıydı.

Kalabalık bir ailenin içinde, maddi sıkıntılarla dolu ama sıcaklıktan eksik olmayan bir çocukluk geçirdi. Evin geçim derdi büyükten küçüğe herkesi erken olgunlaştırır, hayatın gerçekleriyle erken yüzleştirirdi.

Sokaklar onun için en büyük oyun alanıydı. Tünel'in taş merdivenleri, İstiklal'in kalabalığı, mahalle arkadaşlarıyla oynanan uzun akşamüstleri… Bunlar hem özgürlüğün hem de varoluşun ilk öğretmenleriydi.

Beyoğlu, Tünel çevresi 1950'ler

Beyoğlu, Tünel çevresi 1950'ler

Emek ve Onur

Babasının Mücadelesi

Babası İsrail, Tünel çevresindeki çiçek mezatından aldığı çiçekleri Rum ortağı Harito ile Balık Pazarı sokaklarında 'Luludya' diye bağırarak satardı. Okula gitmedikleri halde zeki, cin gibi bu iki ortak hayatı kendi kurallarıyla yaşıyordu.

1955'te İstanbul Hilton Hotel açıldığında babası otelin çiçek dekorasyonunu üstlendi ve büyük beğeni kazandı. Müdür Mr. Basler'in teklifiyle 'Flower Shop'ın tek sorumlusu oldu. Balıkçı kazakla pazarda çiçek satan Avram, artık takım elbiseli, kravalı, her gün tıraşlı Mr. Biton'a dönüşmüştü.

Bu dönüşüm ailenin hayatını kökten değiştirdi. Kumbaracı Yokuşu'ndaki dört odalı bir apartmana taşındılar; salon penceresinden Marmara Denizi, Kadıköy, hatta Kız Kulesi bile görünüyordu.

İstanbul Hilton ve babasının Flower Shop'ı, 1955

İstanbul Hilton ve babasının Flower Shop'ı, 1955

Dönüşüm

Yoksulluktan Değişime

Yoksulluk, o çocuğa utanç değil; azim öğretti. Neyi olmadığını çok iyi bildiği için neyi elde etmek istediğini de çok netti. Erken yaşlardan itibaren çalışkanlık ve dürüstlük değerleri, ailesi tarafından defalarca hatırlatıldı.

Babası Hilton'da çalışmaya başlayınca aile de büyük bir dönüşüm geçirdi. Artık dar, ortak tuvalet ve mutfağı olan tek odadan, Marmara manzaralı dört odalı bir daireye geçmişlerdi. Telefon bile evlerine bağlanmıştı — o yıllarda bu büyük bir ayrıcalıktı.

İçinde büyüyen bu merak ve irade, ilerleyen yıllarda onu başarıya taşıyacak en önemli sermayesi oldu.

İstanbul sokakları, 1950'ler

İstanbul sokakları, 1950'ler

Dostluklar, Spor ve Hayat

Gençlik Yılları

Gençlik yıllarında sosyal hayat son derece doluydu: Kurtulluşspor Kulübü'nde basketbol, Kuledibi'ndeki Kulespor'da lisanslı turnuvalar, Türkiye İzciler Birliği faaliyetleri... Spor hem beden hem ruh disiplini verdi.

Hilton Roof Bar'ın arka odasında arkadaşlarıyla ping-pong oynadığı günler, babasının çiçeklerini müşterilere teslim ederken kapıda bırakılan 1 dolarlık bahşişleri Hamburgerci'de harcadığı akşamlar, Chevrolet-Impala kiralayarak kız arkadaşlarla gezilen hafta sonları…

Bar Mitzva töreniyle olgunluğa ilk adımını attığı yıllar; kimliğini, köklerini ve sorumluluklarını daha derinden anlamaya başladığı bir dönemdi. Bu dönem ona hem kültürel hem kişisel bir derinlik kazandırdı.

Gençlik yılları, dostluklar

Gençlik yılları, dostluklar

Emekle Başlayan Yol

İş Hayatına İlk Adımlar

Askerlik görevini Denizli'de tamamladıktan sonra İstanbul'a döndü. Orduevinde önce garson, ardından Komutan Garsonu olarak görev yapmıştı — sivil giyinip saç uzatabilmenin ayrıcalığını yaşayan biri.

İstanbul'a dönünce önce Karaköy'deki Pele mağazasında, ardından eski patronu Bay Marko'nun Gülnihal mağazasında çalıştı. Patrona 'Antuan tarzı' büyük yakalı çiçek desenli gömlek önerisi sundu; bu gömlek piyasada tek onlarda vardı ve yok sattı.

Güvenilirliği, titizliği ve insanlara saygılı yaklaşımı sayesinde çevresinde kısa sürede itibar kazandı. Gülnihal'deki bu itibar, bir gün Vakko'nun kapısını açacak bonservisi mümkün kılacaktı.

İş hayatının ilk yılları

İş hayatının ilk yılları

Mart 1969 – Yükseliş ve Prestij

Vakko Dönemi · 30 Yıl

Mart 1969'da Vakko müdürü Eliya Ağbi onu elinden tutup patron Albert Hakko'nun yanına götürdü. Gülnihal'den aldığı bonservisle hemen işe alındı. İlk gün mağazaya girdiğinde vitrininde Air France uçak maketi parlıyor, beyaz eldivenli personel her müşteriye Dubonnet ikram ediyordu. O da beyaz eldivenle işe başladı.

Başlangıç maaşı 75 TL'ydi. Yalnızca 3 ay sonra Personel Müdürü elinde bir zarfla çağırdı: Vitali Hakko'dan 300 TL ikramiye ve teşekkür notu — maaşının tam 4 katı. 'Sevinçten havaya uçmuştum' diye anlatır o günü. Bir yıl içinde maaşı 150 TL'ye yükseldi ve Reyon Şefliği'ne terfi etti.

Ardından yıllar süratle ilerledi: 300 TL, 600 TL, 1500 TL ve Kısım Müdürlüğü. Vakko'da geçirdiği yaklaşık 30 yıl; hem mesleki hem kişisel olgunlaşmanın doruk noktasıydı. Kendi anılarında şöyle yazar: 'Vakko'da tam 30 yıl, İzzet Biton olarak adeta benim yaşantıma bir hayat.'

Vakko Beyoğlu Mağazası, 1969

Vakko Beyoğlu Mağazası, 1969

En Değerli Sayfa · 1971–1972

Evlilik ve Aile

1971'de Büyükada'nın Saat Meydanı'nda Meri'yi gördüğü an her şey değişti. 'Hayat doluydu, benim için çok güzel ve sempatikti. Âşık olmuştum, onu görmeden edemiyordum' diye anlatır. Meri henüz Fransız Okulu'nu bitirmemişti; ailesi İsrail'e göç etmek istiyordu ama Meri'nin okulu bitmeden gidemezlerdi. Bu sürede nişanlandılar.

1972'de evlendiler. Düğüne Amerika'dan özel bir konuk geldi: Vakko'daki eğitimlerini veren üniversite hocası Mr. J.P. Johns, gümüş şekerlik hediyesiyle törene katıldı. Balayını Antalya ve Alanya'da altı çift arkadaşla minibüs kiralayarak geçirdiler.

1974'te kız Etel, 1978'de oğul İgal dünyaya geldi. Oğlunun sünnetine patron Vitali Hakko geldi ve tam yedi adet Ata Altın Lira hediye etti. Bugün torunlarının yüzündeki neşeye bakarken, o Beyoğlu sokaklarındaki çocuğun ne kadar büyük bir yol kat ettiği görülüyor.

Meri ile evlilik, 1972

Meri ile evlilik, 1972

Tünel'in dar sokaklarından bugüne uzanan bu yolculuk; emekle, sevgiyle ve kararlılıkla sürüyor.